HAYATI BEKLEMEK

     Beklemek güzeldir;üzücü olan beklenilecek bir şeyin olmamasıdır...         Bir annenin kavuşacağı meleği 9 ay beklemesi ya da bir askerin terhisini 18 ay boyunca gözlemesi kadar zor ve uzun, bazense soğuk ve karanlık günlerin yerini alacak ılık meltemi, baharı beklemek gibi mevsimlik. Kimi zaman gelecek olan misafirin kapıyı çalmasını bekleyecek kadar kısa, günlük, saatlik ya da iftar anı, ezan-ı Muhammedi’nin okunmasını bekleyecek kadar dakikalık, saniyelik…
Kısa ya da uzun, önemli olan beklerken yaşanılan duygular; bekleyen ve beklenilen arasındaki bağ. Beklemenin zorluğu da özlemenin şiddeti de beklenilene, özlenilene yönelik arzulardır.
İftar anı geçmek bilmeyen dakikaları diğer günler birbirini kovalamakta ve saatler değil günler bile geçip giderken fark edilmemekte. Zamanı en önemli kılan iksir özlem ve zamanın uzamasının değil bize uzun gelmesinin, uzunmuş gibi algılanmasının sebebi de özlem, hasrettir. Bu sihirbazın elinde esirdir zaman, zamanı algılayan beyin ve duygular. Özlem, hasret, vuslat da zamanın elinde esir. Vakti gelmeyince gerçekleşmeyeceği bilinir vuslatın ve hep o vakit beklenir. Beklenilen ümitler, hayaller değildir, vakittir aslında. Beklediğimizi bize kavuşturacak zaman, ona ulaştıracak vakit işte beklenen o andır.
Kelebekler 24 saate ömürlerini sığdırırken biz ne saatleri ne günleri, yılları tüketiyoruz hoyratça.. Beklediğimiz, kıymetlimiz zaman da olsa en hoyrat onu harcıyoruz aslında. Bize verilen nimetleri (dünyayı, suyu, sağlığımızı, zamanımızı)hiç düşünmeden bitiriyoruz.
Beklenen bir an uğruna nice anları feda ediyor ve beklediğimizi aldıktan, bekleyiş bittikten sonra da o anı, beklediğimizi heba ediyoruz.
Artık eskisi kadar uzun sürmüyor bekleyişler ve beklemenin sancısı da hafifletiliyor ağrı kesiciler sakinleştiricilerle. İnternet, telefon vs. çağın sakinleştiricileri ve uyuşturucuları, azaltıyor bekleyenin ve beklenilenin ıstırabını da; ama vuslatlardaki eski lezzeti yok ediyor. İçinde çile olmayan, sabır olmayan özlemin vuslatı şimdi daha tatsız daha tuzsuz, sevgi katılmamış aş gibi. Artık bekleyenler de sabırsız. (artan kolaylıklar gittikçe daha aç gözlü yapıyor bekleyenleri) insan aldıkça daha çok istiyor. İstemek de almak da güzel ama o ruhu, sabrı, güzel ümidi, hayali istemeyi; isteyerek, içten gelerek edilen en samimi duayı kaybetmeden o eski samimiyeti, muhabbeti, o sabırla yoğrulmuş kalbi beklemedeki lezzeti ve almadaki kıymeti…
Zaman da bekleyişe göre anlamlı, yaşananlar da. Bekleyenin anı da aklı da beklemede. Tüm fikri beklediğinde, tüm dikkati beklediğinden gelecek bir haberdedir. Telefon bekleyen, tüm kalabalığa, gürültüye rağmen telefonun sesini duyar. Kapının çalmasını bekleyen, zilin sesini… Bekleyenlerin algıları seçicidir artık. Onlar için hayat beklemekten ibarettir o anlarda.Bir hasta taburcu olmayı,öğrenci mezun olmayı, baba emekli olmayı bekler. Bazen bayramda bir el bekler öpülmeyi,bazen işini sevmeyen işçi mesai bitimini, okulu seven öğrenci tatilin sonunu; sevmeyense başını, memur maaşını, gençler sevdasını, yaşlılar duayı, gelin-damat düğünü, ana-baba bebeğin yürüyüşünü…
Her zaman vardır bir beklenen ve güzeldir beklenilen. Aslında beklemektir en güzel olan. hiç kapınızın çalınmaması hatırınızın sorulmaması, yıllarca beklemekten daha zor değil midir? Bekleyecek bir şeyin bile olmaması ise en zor olanıdır. Bir ömür beklemek, her daim bekleyen olmak daha güzeldir beklenilen, bekleyiş ve bekleyensiz bir hayata sahip olmaktan.
Bayramın namaz vaktini eşin işten dönüşünü, beraber yenen yemeği, severek görülen işi, her günün yeniden doğuşunu bekleyin ve onları, beklemenin esiri yapmadan, beklenilen yaparak geçirin.
Beklenilenleri yenilip tüketilen bir yemek, okunup rafa kaldırılan roman gibi değil hiç unutulmayan her daim faydalanılan bir kitap, sürekli teneffüs edilen hava ve her an ihtiyaç duyulan su gibi kıymetli tutarak ve bekleyişlere götüren zamanı da vuslata adayıp harcayarak değil; her anı ayrı bir an bilip bekleyerek geçirin. Biten bekleyişler beklenilenin kıymetini bitirmeden, anlar tükenmeden yaşayın. Hayatı bekleyişlerle tüketmeden, eklemelerle dolu olarak ve asıl bekleyişlerimizin en önemlisi bekleyip kavuştuğunuz en büyük vuslat olarak bilip yaşayın. Bu hayata doğmak, kavuşmak için 9 ay var olmak (yaratılmak) sürecinde sınırsız hayatın manasını idrak edebilmek için yıllarca bekledik. Şimdi onu harcama değil, o vuslatı, kavuşturan eş, beklenen bebek kadar özleme, onunla birlikte mutlu olma zamanı.
           En çok beklenilen hayatı en çok bekleyeceğimiz Rabbe kavuşma anının özlemiyle doldurma, o bekleyişle hayatı donatma, hayatı yaşama zamanı…
 
          " Beklemek güzeldir; üzücü olan beklenilecek bir şeyin olmamasıdır..."
 
+

Yorum Yaz