Embed

Bebeklikte Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Genelde bebeklik yıllarında insanın travma ve önemli zararlı olaylara karşı bedensel savunma mekanizmaları işlemez . Bebek travmanın bütün etkisini ve şiddetini yaşar. Bebeklerin anneleri ve babaları ile güven ve sevgi ortamında büyümeleri sağlanmaya çalışılır ama bazen anne babaların elinde olmadan minik bedenler bazı travmalara maruz kalabilir. Bu travmalar onların o andaki ve sonraki dönemde hatta bütün hayatları boyunca etkilerini devam ettirebilmekte ve bir çok psikolojik sorunun doğmasına zemin hazırlamaktadır. Genelde bebeklerin birşey hissetmediği ve olayların farkında olmadığı gibi yanlış bir kanaat vardır ama bu son derece yanlış bir anlayıştır. Daha anne karnında iken çocuğun dış dünya ile psikolojik etkileşimi başlar . Bu nedenlerden dolayı çocuğun anne karnından itibaren travmatik olaylardan uzak kalması ve bu türlü olayları hiç yaşamaması çok önemlidir.

Zaman olarak hayatın kısa ama çok önemli evresinde yani bebeklik döneminde insanın karşılaştığı olaylara tepkisi de elbette ki erişkinlerden farklı olmaktadır. Travma olarak bazen anne babaların haricinde gelişen olaylar yaşanmakla birlikte bazı durumlarda ise bizzat o minik canlının dünyaya gelmesine vesile olan ve seçme şansı olmadığı anne babası tarafından çocuğa yapılan yanlış veya kasıtlı davranışlar onlarda travmatik yaşantıların oluşmasına ve psikolojik durumların bozulmasına neden olur.

Travmatik yaşantı bizzat çocuğa yönelik olabileceği gibi çocuğun şahit olduğu bir olay ile de olabilir. Genelde bu travmatik yaşantı; sıradışı, şiddetli, tehdit edici , kişiyi çaresiz bırakan ve o kişi için çok sıkıntı vericidir ve bu olay ile birlikte bebekte bazı belirtiler ortaya çıkar .
Bu belirtileri şu şekilde sıralayabiliriz ;

Yaşanan olaydan sonra genelde, o olayı tekrar tekrar yaşama durumu olur.Bu yaşama durumu; oyunlarda ve rüyalarda göz önüne gelen görüntülerde olabilir. Bebeklerde normal gelişim dönemi ve mevcut kişilik yapısından beklenmeyecek derecede hissizleşme belirtileri (içe çekilme, duygusal kısıtlılık, kazanılmış becerilerde geçici kayıp, oyun oynamada ve hoşça geçirilen vakitlerde azalma ) gözlenebilir.
Daha önce olmayan bazı belirtilerin ( sevdiklerinden ayrılmak istememe, yalnız başına kalmak istememe, kızgın ve öfke dolu davranışlar ve daha önce olmayan korkular ) ortaya çıkması durumu da karşılaşılan durumlar arsındadır . Bebeğin aşırı tedirgin ve tetikte olması ( uykuda bozukluklar, yeme bozuklukları, dikkat toplamakta zorluklar, çabuk irkilme ) hali de gözlemlenebilir.
Bu belirtiler genelde travmadan hemen sonra, yavaş yavaş belirgin hale gelmeye başlayabilir ya da belirtiler travmadan aylar sonra bile travmayı hatırlatan bir olay veya başka nedenler ile ortaya çıkabilir.

Öncelikle çocuğun bu durumunun farkına varılması ve bir an önce bir uzman i ile durumun değerlendirilmesi önemlidir. Bu durumun çocukta olabilecek diğer durumlar ile ayrırıcı tanısının yapılması gerekir. Anne babanın sevgi ve güven mesajları kuvvetlendirilmelidir. Çocuğun travması ile ilgili oyun terapisi psikoterapi (yaşa göre) gerekirse de ilaç tedavisi uygulanmalıdır. Eşlik eden belirtilere göre tedavi ve destek bir an önce ön plana çıkarılmalıdır.

En kıymetli varlıklarımız ve dünyanın en korunmasız masum canlıları,meleklerimiz için tedaviye gerek duyulmayacak sevgi,şefkat ve güven temeline oturtulmuş; çocuğun kendini güvende ve değerli hissedeceği sağlam ilişkileri ile örülü bir aile olunmalı, huzurlu bir yuva ortamı temin edilmelidir...

SAĞLIĞI KAZANMAK DEĞİL KAYBETMEMEK İÇİN TEDBİR ALMAK , KORUYUCU HEKİMLİK EN ÖNEMLİ SAĞLIK PRENSİBİDİR TÜM SAĞLIK ALANLARINDA VE HAYATIMIZDA...

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !